“Sızlanıp duruyorsun çünkü yüz kaybetmek moda olsaydı işsiz
kalırdın.”
…
“Acaba doktor için ne düşünüyordur?” dedi. “Onu hayatta
tuttuğuna pişman olmuş olabilir.”
Konusunu okuduğumda beni çok heyecanlandıran bir kitaptı Canavar.
Nitekim tek seferde de okumuş oldum.
Siyahi bir genç olan Henry Johnson’ın çalıştığı çiftlikte
yangın çıkar. Yüzünün yanması pahasına evdeki çocuğu kurtarmak için alevlerin
arasına atlayan Henry için hayat tepetaklak olmaya başlar. Kasabadaki herkesin
onu canavar olarak nitelendirip, ondan korkmasından dolayı dışlanmaya başlar. Tüm
bu olanların arasında ona minnet borcu olan çiftlik sahibi doktor, Henry’nin
tek destekçisidir. İnsanların baskıları altında sürüp giden bir hayat vardır
ortada.
Kitabı okurken gerçekten Henry ile empati kurmaya çalıştım fakat
onun yerinde olmak fazlasıyla korkunç geldi. İnsanların aşağılayıcı bakışları
altında, gözlerden uzak olmaya çalışarak, yalnız bir yaşam sürmek. Üstelik
başka birinin hayatı için bunları yaşamak çok üzücü bir durum. Kitabın genelinde
anlatılmak istenen çok güzel bir şekilde verilmiş. Yalnızca kitaba bir
eleştirim olacak. 75 sayfa gibi kısa bir kitap olduğu için sanırım, bu konuyu
işlerken biraz yüzeysel davranmış yazar. Özellikle Dostoyevski’den alışkın
olduğum psikolojik ruh tahlilleri, iç çözümlemeler bu kitapta neredeyse hiç
yoktu. Henry’nin hissettiklerini düşünmek bize bırakılmıştı. Ayrıca karakterlerin
fazlalığı da gözümden kaçmadı. Yine de çantaya atılıp okumalık kısa ama etkili
bir kitaptı.
Not: Aşağıya kendi görüşlerimi içeren kitap hakkında bir
puanlama bırakıyorum. Bu puanlama özneldir ve kişiden kişiye göre değişebilir.
Beklentimi Karşılama: 7/10
Akıcılık: 8/10
Yaş kitlesi: 12 yaş ve üzeri (verdiği mesajı anlamak için)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder