10 Aralık 2020 Perşembe

Stephen Crane- CANAVAR inceleme



    “Sızlanıp duruyorsun çünkü yüz kaybetmek moda olsaydı işsiz kalırdın.”

    

    “Acaba doktor için ne düşünüyordur?” dedi. “Onu hayatta tuttuğuna pişman olmuş olabilir.”

 

    Konusunu okuduğumda beni çok heyecanlandıran bir kitaptı Canavar. Nitekim tek seferde de okumuş oldum.

    Siyahi bir genç olan Henry Johnson’ın çalıştığı çiftlikte yangın çıkar. Yüzünün yanması pahasına evdeki çocuğu kurtarmak için alevlerin arasına atlayan Henry için hayat tepetaklak olmaya başlar. Kasabadaki herkesin onu canavar olarak nitelendirip, ondan korkmasından dolayı dışlanmaya başlar. Tüm bu olanların arasında ona minnet borcu olan çiftlik sahibi doktor, Henry’nin tek destekçisidir. İnsanların baskıları altında sürüp giden bir hayat vardır ortada.

    Kitabı okurken gerçekten Henry ile empati kurmaya çalıştım fakat onun yerinde olmak fazlasıyla korkunç geldi. İnsanların aşağılayıcı bakışları altında, gözlerden uzak olmaya çalışarak, yalnız bir yaşam sürmek. Üstelik başka birinin hayatı için bunları yaşamak çok üzücü bir durum. Kitabın genelinde anlatılmak istenen çok güzel bir şekilde verilmiş. Yalnızca kitaba bir eleştirim olacak. 75 sayfa gibi kısa bir kitap olduğu için sanırım, bu konuyu işlerken biraz yüzeysel davranmış yazar. Özellikle Dostoyevski’den alışkın olduğum psikolojik ruh tahlilleri, iç çözümlemeler bu kitapta neredeyse hiç yoktu. Henry’nin hissettiklerini düşünmek bize bırakılmıştı. Ayrıca karakterlerin fazlalığı da gözümden kaçmadı. Yine de çantaya atılıp okumalık kısa ama etkili bir kitaptı.

 

    Not: Aşağıya kendi görüşlerimi içeren kitap hakkında bir puanlama bırakıyorum. Bu puanlama özneldir ve kişiden kişiye göre değişebilir.

 

    Beklentimi Karşılama: 7/10

    Akıcılık: 8/10

    Yaş kitlesi: 12 yaş ve üzeri (verdiği mesajı anlamak için)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder